celal's notes (633) 

Please wait...
Sorry, the note you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't post your note right now. Please try again later.
To post a note you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off notes.
Sorry, we can't delete your note right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of notes that can be posted in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to post notes disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish posting your note.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To post a note, sign in with your Windows Live ID (it's your Hotmail, Messenger, or MSN account). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

leyla özwrote:
“ İbrahim’in kurbanı İsmail,Abdulmuttalib’in kurbanı Abdullah’tı Sizce bizlerin kesecekleri kurbanlar yok mu?Kesilen her koyun, koç ve sığır birer semboldür Asıl kurban edilmesi gereken yüreklerdeki İsmaillerdir O halde herkes kendi İsmail’ini tespit etmeli.


Mümin kul için beş bay­ram



Zahr’ül – Abidin adli eserde yazıldığına göre, mümin kul için beş bay­ram vardır; şöyleki :


1) Hafaza meleklerinin bir günah yazmadığı, mümin üzerinden geçip giden bir gün..
2) Mümin kul, dünyadan geçip giderken imanla, şehadetle gide; şeytanın hilesinden emin ola..
3) Kul, sırat köprüsünden geçe; kıyamet günü zorluğundan emin ola, hasımların ve zebanîlerin elinden kurtula..
4) Kul, cennete gire ve cehennemden emin ola..
5) Cennete girdikten sonra kul, Yüce Rabbini göre..

Rabbim gerçek bayramlara ulaştırsın bütün İslam âlemini ve bizleri inşallah Amin...!

Bayramınız mübarek olsun(((( aşkım seni seviyom allah bizi ve çocuklarımı ayırmasin ömrumuz bayrama gibi geçsin sen bizim canımdan öte canımsın senı biz en çok sevene emanet edıyorum kalbinin sulatnı LEYLAN))))))))))))))
34 minutes ago
.¸(¯`’•.¸(¯`’•.¸.•’´¯)¸.•’´
)¸.•’´¯)..... :-)....¤ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤
ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤(¯`’•.
selam arkadaşım iyi bayramlar dilerim sevdiklerinizle..
.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•
Bir avuç dua, bir kucak sevgi, sıcak bir mesaj kapatır mesafeleri,
.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•
birleştirir gönülleri, bir sıcak gülümseme,
.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•
bir ufak hediye daha da yaklaştırır bizi birbirimize.
.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•
Kalbiniz nur, eviniz huzur dolsun. Kurban Bayramınız bereketli olsun
.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•
Allaha emanet olun.. sevgi ve saygılarımla.selam ve dua ile..
.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•
47 minutes ago
Zeynel akwrote:

Sevgidir…

Sevgidir; insanı insan eyleyen,
Sevgidir; dertlere derman eyleyen,
Sevgi; çölde suyu gülü yetiren,
Sevgi; kurt ile kuzuyu dost eden.
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´
Dilli ile dilsizin ortak dili,
Deliyi, kâmilleştirmenin yolu,
Umutların, özlemlerin sembolü,
Gıdası, sevgi; uzatır ömrünü.
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´
Gül; dalında sevilince güzeldir,
Bebek, beşikte sevilse gerektir.
Canlıya, cansıza, sevgi nimettir.
Sevgi; hayatı tatlandıran Bal'dır.
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´
Demoğlu’yum; söyler kendi dilinden,
Sevgiyle hamur olup, cismin bulan,
Koparmaz; goncayı, gülü dalından...
Âdem-i insan, cismiyle var olan.


Haydar Demoğlu

¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´
Bir avuç dua, bir kucak sevgi, sıcak bir mesaj kapatır mesafeleri, birleştirir gönülleri, bir sıcak gülümseme, bir ufak hediye daha da yaklaştırır bizi birbirimize. Kalbiniz nur, eviniz huzur dolsun.
Kurban Bayramınız bereketli olsun!
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´
Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder, sağlık ve mutluluklar dilerim.
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´
SAĞLICAKLA KALIN…
ALLAHA EMANET OLUN…
KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN…

1 hour ago
Nice bayramlara sevdiklerinizle ve gönlünüzce ulaşmanız dileğiyle Allah'a emanet olunuz
..................BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.............
3 hours ago
Vaz geç gönül gayrı benden ne garipsin hal bilmezsin elçek benden gayri zamandır, matemsizvaktim olmadı efradsız ruzigarlar esti ömrümüze, serdetme halimi elçek vakitsiz düştü cemreler düştü firaklar bozğunlar yaşadık mecaller çaresiz kaldı ömrümüzede yaşayamadık kavuşmalı aşkları yarınlara kalmadı umutlarımız hepkaranlık mersiyeler söyledik karşılıksız aşklarımıza eyyy pervazlanma gayrı sonun viran oldu gayrı zamandın dost, elinde ihtar var göç kervanları koyuldu yollara mecali geldi gitmelerin hasatlar derlenmeye durdu herkesbilsin yarını yok ukba yolunun yıl bilinmez ay, gün, saat dakika, bilinmez zaman çaresizkaldı her sonda sunulan tek hediye bir adet taş musalla menşei belli olmayan bir top bez, varbildin yaşa ömrün yettikçe..... YOL SENİN YOLCU SENSİN VAR GÖNLÜNCE YAŞA SONU UÇURUMDUR DİLERSEN NAR OLUR DİLERSEN ADIN OLUR DOST!!!!!!!!!!....... HERKESİN KURBAN BAYRAMI MUBAREK OLSUN ESEN KALIN..... SEMAHŞER.
3 hours ago
sıla elifwrote:
Lâ tahzen...

Üzülme!
Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.
Üzülme!
Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.
Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki...
Üzülme!
Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki... Gözden çıkarmamış olmalı seni.
Üzülme!
Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.
Üzülme!
Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.
Üzülme!
Seni bir "İşiten" var. Seni, senin kendini bile sevmenden önce O sevdi. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.
Üzülme!
Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin. Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, Senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.
Üzülme!
O'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan göz yaşları içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "Lâ tahzen, innAllahe meânâ."
Üzülme!
Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. "Rabbin sana küsmedi ki..." Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. "Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki..."

HAYIRLI GECELER CELAL ABİ HAYIRLI BAYRAMLAR LEYLA ABLANINDA BAYRAMI KUTLU OLSUN ALLAH'A EMANET OLUN İNŞ..
15 hours ago
Zeynel akwrote:

Benden Sonsuz Selam Olsun…

Bahçelerde çiçeklere
Beşikteki bebelere,
Sevgi dolu gönüllere,
Benden sonsuz selam olsun.
.¸(¯`’•.¸(¯`’•.¸.•’´¯)¸.•’´
)¸.•’´¯)..... :-)....¤ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤
ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤(¯`’•.
Babalara,annelere,
Beli bükük dedelere,
Sevgi dolu gönüllere
Benden sonsuz selam olsun.
.¸(¯`’•.¸(¯`’•.¸.•’´¯)¸.•’´
)¸.•’´¯)..... :-)....¤ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤
ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤(¯`’•.
Coşup akan nehirlere,
Nöbetteki O erlere,
Dallardaki bülbüllere
Benden sonsuz selam olsun.
.¸(¯`’•.¸(¯`’•.¸.•’´¯)¸.•’´
)¸.•’´¯)..... :-)....¤ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤
ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤(¯`’•.
Eksilere artılara,
Beyazlara karalara,
Sevgi dolu gönüllere,
Benden sonsuz selam olsun.
.¸(¯`’•.¸(¯`’•.¸.•’´¯)¸.•’´
)¸.•’´¯)..... :-)....¤ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤
ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤(¯`’•.
Denizdeki martılara,
Doğru olan tartılara,
Sevgi dolu gönüllere,
Benden sonsuz selam olsun.
.¸(¯`’•.¸(¯`’•.¸.•’´¯)¸.•’´
)¸.•’´¯)..... :-)....¤ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤
ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤(¯`’•.
Derelere tepelere,
Görmediğim şehirlere
Sevgi dolu gönüllere,
Benden sonsuz selam olsun.
.¸(¯`’•.¸(¯`’•.¸.•’´¯)¸.•’´
)¸.•’´¯)..... :-)....¤ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤
ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤(¯`’•.
Alındaki O terlere,
Noktalara,virgüllere,
Dallardaki bülbüllere
Benden sonsuz selam olsun.

Feyzi Kanra
.¸(¯`’•.¸(¯`’•.¸.•’´¯)¸.•’´
)¸.•’´¯)..... :-)....¤ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤
ª“˜¨¨¯¯¨¨˜“ª¤(¯`’•.
SAĞLICAKLA KALIN…
ALLAHA EMANET OLUN…


18 hours ago
Aysunwrote:
Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:
--Bu ateş aydınlatıcı bir şey! demiş... İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş… Demiş ki:
--Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş:
--Ve bu ateş yakıcı bir şey! Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. Ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek "poff !" diye ortadan kayboluvermiş... Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş… Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!...

HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN

ALLAHA EMANET OL

AYSUNN
20 hours ago
sami damarwrote:
Kurban Bayramı'nın anlamı ve menşei
Cenab-ı Hakk'ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim (a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah'a kurban edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o, adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. Hz. İbrahim bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim a.s. da rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim'in bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu.

Elbette bu çok zordu ama Allah'tan aldığı vahye uymaması daha zordu. İbrahim a.s büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden Allah'a teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi's-selâm'a açmaya karar verdi.

Şimdi konu ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'in açıklamalarını dinleyelim: Allah Teala buyuruyor:


"İbrahim 'Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et' dedi. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince, 'Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı gôrüyorum, bir düşün, ne dersin ?' dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.' dedi. Her ikisi de Allah'a teslim oldular (Allah'ın emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik: 'Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.' Dedik ve ona (İsmail'e karşılık ) büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim'e. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır." (1)
Görülüyor ki, Kur'an da Hz. İbrahim'in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: "Ey İbrahim, gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin." buyurmuştur.
İbrahim a.s, Allah'ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail'in yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir. Bu, Allah'ın insanlığa büyük bir lütfudur. Allah, insanları Hz. İbrahim'in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı.


İbrahim a.s oğlu yerine Cenâb-ı Hakk'ın kendisine gönderdiği koçu kurban etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim'den sünnet olarak bize intikal etmiştir.

Kurban, insanın Allah'a yaklaşmasına ve O'nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir. "Kurban"kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban kesmekle İbrahim (a.s.) gibi Allah'a ve O'nun emirlerine bağlılığını, gerekirse O'nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını göstermiş olur.

Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır. Bakınız, bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:
"Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır.'' (2) Esasen Allah Teâla ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Maide suresindeki şu ayet-i kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor. Allah Tealâ buyuruyor.


"(Ey Muhammed) Onlara Adem'in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine).
-Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise :
- Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti : "Allah'a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.'' dedi. (3)


Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah'tan korkması sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul edilmemiştir.

Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur :
"Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.''(4)

Kurban, İslâm'daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir. Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı kimseler yararlanır. Halbuki kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha çok yoksullar ve hayır kurumları istifade eder.

20 hours ago
sami damarwrote:
Hadis-i Şeriflerle Kurban Bayramı
________________________________________

1) Ramuz-el El-Hadis

-Arefe gününün (Kurban bayramı) orucu geçmiş ve gelecek iki senenin günahına, aşûre gününün orucu ise geçmiş bir senenin günahına kefarettir.
Ravi: Hz. Ebû Katade (r.a.)

-Kurban bayramında kurbana harcanan paradan, Allah'a daha sevgili bir para yoktur.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

-Kurban bayramında kurbana harcanan paradan, Allah'a daha sevgili bir para yoktur.
Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

-Bir insan, kurban bayramı gününde, Allah'a kan akıtmaktan (kurban kesmekten) daha sevgili bir amel yapmamış olur. Muhakkak ki, o kurban boynuzları ile, tüyleri ile, tırnakları ile, gübresi ile (her şeyi ile) kıyamet günü mahşere gelir (hesaba girer). Kurban kesildiğinde kanı daha yere değmeden, Allah (z.c.hz.)'nin rıza mevkiine düşer. Şu halde kurbanınızı nefsinizi tayyib ederek seve seve kesiniz.
Ravi: Hz. Âişe (r.anha)

-Dört geceyi ihya edene Cennet vacib olur: Arefe'den bir evvelki (terviye) gecesi, arefe gecesi, kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi.
Ravi: Hz. Muaz (r.a.)

-Ey insanlar, her aileye her sene bir kurban bayramı bir de Receb ayı kurbanı vardır. (Sonradan nesh olunmuş)
Ravi: Hz. Miknet İbni Süleym (r.a.)

-Ramazan ve Kurban Bayramı gecelerini ihya edenin kalbleri, kalblerin öldüğü günde ölmez.
Ravi: Hz. Ubâde (r.a.)

-Allah (z.c.hz.) şu dört geceye hayır bezl eder. Kurban bayramı, Ramazan bayramı, Şabanın yarı gecesi ki onda eceller, rızıklar yazılır ve hacda yazılır. Bir de arefe gecesi, Ezana kadar.
Ravi: Hz. Âişe (r.anha)

-Cuma günü, Ramazan ve Kurban bayramı günleri ve arefe günü guslederlerdi.
Ravi: Hz. Fakih İbni Saad (r.a.)

-Ramazan bayramında yemek yer çıkardı. Kurban bayramında ise kurban kesince yerdi.
Ravi: Hz. Büreyde (r.a.)

20 hours ago
sami damarwrote:
__KURBAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN_♥ __


Asil Milletimizin ve İslâm aleminin geçmişten günümüze değin büyük bir şevk ve heyecanla kutladığı Kurban bayramına, Yüce Allahın kerem ve lütfu ile bir kere daha ulaşmanın huzur ve mutluluğunu hep birlikte yaşamaktayız.

İnsanlık tarihi ile başlayan kurban uygulaması, şekil ve amaç yönüyle aralarındaki farklılıklar bir tarafa, hemen bütün dinlerde mevcut bir ibadettir. Her ibadette olduğu gibi kurban ibadetinde de Allaha yakınlaşmanın, Onun rızasını kazanmak için fedakarlıkta bulunmanın ve Ona teslimiyetin sembolize edilişi vardır. Kuranda kurbanın kan ve etinin değil, bu ibadeti yerine getirenlerin dinî duyarlılıklarının (takva) Allaha ulaşacağı vurgulanmak suretiyle, bir taraftan aşkın ve ilahi olanla yakınlıkta şekilden ziyade özün ve niyetin asıl olduğuna, diğer taraftan da ibadetlerde samimiyetin önemine dikkat çekilmektedir. Ayrıca müminler her kurban kesiminde, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmailin Yüce Allahın buyruğuna mutlak itaat ve teslimiyet konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduklarını simgesel ama anlamlı bir davranışla göstermiş olurlar. Kurban, ilahi emirlere boyun eğişin, yeri geldiğinde çok sevdiğimiz malımızı Allahın rızasını kazanmak için feda edebileceğimizin hal ile ifadesi, sahip olduklarımızı fakir ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşabilmenin mutluluğunu tatmamızın da fırsatıdır.

Milletimiz, kurban ibadetine ayrı bir önem vermektedir. Ancak bir ibadetin yerine getirilmesi kadar o ibadeti ifa ederken gözetilmesi gereken ilkeler ve amaçlar da önemlidir. Yaratılana şefkat ve merhamet, temizlik, insana saygı, çevrenin korunması, israftan kaçınma Müslümanın her zaman göstermesi gereken temel duyarlılıklardır. Bu sebeple, kurban kesimi esnasında zaman zaman sergilenen ve bir kısmı medyaya yansıyan bilinçsiz ve sağlıksız davranışlara karşı kamuoyunda gösterilen tepkileri olumlu birer eleştiri olarak değerlendiriyor, kurban ibadetini yerine getirenlerin temizlik, insana saygı, çevre bilinci ve bütün canlılara şefkat ve merhamet yönüyle daha da duyarlı olmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum, İslâmın öngördüğü de budur. Ancak burada kurban ibadetinin özü ile biçimini, ibadetin mahiyeti ile onu yerine getirirken sergilenen bazı yanlış uygulamaları birbirine karıştırmamak gerektiğini de belirtmeliyim. Uygulamadaki sorunları ibadetin özüne ilişkin bir tartışmaya dönüştürmenin, uygulamayı iyileştirme ve aksaklıkları giderme çabalarını olumsuz yönde etkileyeceği, hatta gereksiz ayrışmaları ve tepkileri besleyeceği açıktır. Bu vesileyle, sadece kurban kesenlerin değil, herkesin ve ilgili her birimin üzerine düşen sorumluluğun farkında olarak gerekli tedbirleri almasıyla, gerçekçi ve yapıcı katkıların artmasıyla uygulamadaki sorunların giderek azalacağına olan inancımı da dile getirmek isterim.

Sevinç, dostluk, sevgi ve paylaşımın toplumun bütün katmanlarıyla kitlesel boyutta yaşandığı bayramlar, temel esprisini kaybetmediği sürece, gerek akraba ve komşular, gerekse toplumun diğer bireyleri arasında kaynaşma ve dayanışmanın güçlendiği özel zaman dilimleridir. Bayramlar, yalnızlaşan modern insana kendini ve çevreyi fark etme imkânı sağlar. Bu kutlu zaman dilimlerinde yapılan ziyaretler, gönül dünyamızda yeni ufuklar açar, kalpleri yumuşatır, kalabalıklar içinde yalnızlık ve terkedilmişlik hissine kapılmış kırık gönüllere yalnız ve sahipsiz olmadıklarını gösterir. Böylece bireysel huzur ve mutluluk kitlesel boyutta derinden hissedilir. Bayramlar dinî ve millî hislerimizi hareketlendiren, akrabalık bağlarını kuvvetlendiren, komşuluk ilişkilerini yenileyen, toplumsal hayatı canlandıran özel günlerdir. Bu itibarla bayramlar, birbirimizden kaçış anları değil birbirimize yakınlaşma, gönlümüzü birbirimize açma anları olmalıdır.

Doğal afetlerin açtığı yaraların bütün insanlık olarak el birliğiyle sarıldığı, insanların kendi elleriyle ürettikleri acıların, hak ihlallerinin, gözyaşı, savaş, terör ve yoksulluğun geride kaldığı bir dünya kurabilmek için bayramların bize yeniden düşünme ve daha iyi bir gelecek için ellerimizi ve gönüllerimizi birleştirme imkanları sunduğunu bir kez daha hatırlatıyor, milletimizin, yurt içinde ve yurtdışındaki bütün soydaş ve din kardeşlerimizin Kurban Bayramını kutluyor, bayramın hepimize ve insanlık âlemine huzur ve barış içinde yaşama adına yeni imkanlar getirmesini Yüce Allahtan niyaz ediyorum.,
20 hours ago
sami damarwrote:
KURBAN BAYRAMININ ANLAMI VE ÖNEMİ

Kurban Bayramını, her yıl hac ibadetini yerine getiren yüz binlerce mü'min kardeşimizle birlikte, vecd ve huzur içinde idrak ederiz. Ve bu mübarek bayramın, bütün İslâm dünyası için fetihlere, hayırlara ve maddi-manevi gelişmelere vesile olmasını niyaz ederiz.

Cenab-ı Hakka kul olmanın ebedi hazzını namazlarımızla, tekbir ve tehlillerimizle ve kurbanlarımızla bütün kâinata ilan eder; tükenmez bir şükran ve minnet duygusu içinde Cenab-ı Hakka sonsuz şükürlerimizi arz eder ve mukaddes dinine bağlılığımızı yenileriz.

Kurban Bayramı Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail'i kurban etmek istemesi ve Hz. İsmail'in buna razı olması, sonunda Allah'a karşı gösterilen büyük sadakatin karşılığı olarak hayvan kurban edilmesinin hâtırasını taşımakta ve mü'minler bu günlerde kurban kesmek suretiyle bu iki peygamberin Allah'a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamaktadırlar.

Özellikle hacca gidenlerin ifa ettikleri hac ibadeti sırasında bu hatıraları diğerleriyle de takviye ederek Kurban Bayramının sevincini daha büyük bir heyecanla tadarlar.

Dini bayramlarımızda, Allah'a kulluğun ve yaratılışın bir borcu olan namazların ayrı bir yeri vardır. O günde her gün kıldığımız sabah namazından sonra bayram namazını kılarız. Cemaatle kılınan bu namaza, dini hayattaki yaşantısını büyük ölçüde kaybetmiş kimseler dahi gelmemezlik edemezler. Çünkü bayram namazları toplumun manevi hayatında yer etmiş ve gelenek haline gelmiş güzel birer âdet olmuştur.

Namazda rütbesi, mevkii, serveti ne olursa olsun, herkes kudret ve rahmet sahibi olan Allah'a karşı, Onun huzurunda saf bağlayıp, Ona kul olmanın manasını idrak ile kulluk vazifesini yerine getirir. O kudretin büyüklüğünü tekbirlerle haykırır. Rahmetin ihtişamını, üzerinde tecelli eden sayısız nimetlerde görüp ruhunda coşup taşan şükran hissini Elhamdülillah'larla ilan eder. El açıp Rabbine yalvarır. Bayramın "mehabetti" sabahında, maziden gelip istikbale ve ebede giden zaman çizgisi içinde kendi yerini düşünür ve o şendin böyle saadet dolu kesitlerinde duyduğu hazzı ebedileştirmek için Rabbine verdiği kulluk akdini yeniler.

Diğer taraftan bayram namazları, Yaratıcının dergâhında saf saf dizilen mü'minlerin kardeş olduklarını ilan eden en manalı tablolardır.

Evet, kardeş ne kadar günahkâr, ne kadar hatalı olsa da yine kardeştir. Zaten o kardeşlik ruhudur ki, dünyayı on dört asırdır aydınlatan îslâm ruhunu Kıyamete kadar nesilden nesile devam ettirecek.

Namazdan sonra herkes sevinç içinde birbiriyle bayramlaşır ve arkasında, bayramın ikinci vazifesini yerine getirmek için kurbanlarını kesmek üzere dağılır.

Kurbanlar Allah rızası için kesilir. Namazla başlayan Allah'a yakınlaşma, kurbanla daha ileri merhalelere erişir. Mü'min, kestiği kurbanın kanıyla birlikte günahlarının da akıp gittiğini, iç dünyasında beliren tadına doyulmaz sevinçle hisseder. Allah uğrunda fedakarlık yapmanın en güzel örneğini, kurbanıyla gösterir. Kurban onun Allah'a teslimiyetinin bir işaretidir. Ayrıca kurban onu ve ailesiyle çocuklarını her türlü bela ve musibetlerden, sıkıntılardan kurtarmaya vesile olur.

Kurbanların kesilmesinden sonra sıra kurban etlerinin taksimine gelir. Öteden beri yapılan taksimatla, etin üçte biri fakirlere, üçte biri komşulara, kalan kısmı da evde çoluk çocuğa ayrılır.

Böylece mü'minler bir taraftan Allah'a karşı kulluk vazifelerini yerine getirirken, diğer taraftan da insanlara karşı mes'uliyetlerini ifa etmiş olurlar. Böylece insanlar arasında sevgi ve kardeşlik hisleri gelişir. Kin ve düşmanlık gibi fertleri birbirinden soğutucu duygular kendiliğinden eriyip gider.

Bu suretle kurban ibadeti, fakirlerin gıda ihtiyacını temin ederken, zengin fakir kaynaşması gibi sosyal dayanışmayı da sağlar.

Bütün İslâm âleminde aynı anda milyonlarca Müslümanın kurban kesmesi ne kadar muhteşem bir manzaradır.

Demek ki, bunca insan Rabbinin tek bir emriyle harekete geçip, Onun kendilerinden istediklerini yerine getirmeye hazırdır. Bu hayal ve düşüncenin insana kazandırdığı manevi kuvvetin derecesini düşünmek kolay değildir.

İşte bütün mü'minler İlahi rızaya erebilmek için, güçlerinin ve imkanlarının müsaade ettiği nisbette birer kurban satın alarak Allah için keserler.

Diğer taraftan o mü'minler, kurban kesilmesini akıllarına sığdıramayan kimselerin itirazlarına karşı da hikmet dairesinde düşünerek derler ki:

"Dünyada her gün yüz binlerce hayvan insanların günlük et ihtiyacını karşılamak için kesiliyor. O zaman hayvan sayısında korkunç bir azalma olmuyorsa, Kurban Bayramında neden olsun? Kurban Bayramında kesilen kurbanların sayısı, diğer zamanlarda— aynı dönem içinde—kesilenlerin sayısından hiç de fazla değildir. Çünkü bayrama yakın günlerde kasaplar normal kesimlerini çok azaltırlar."

Kurban Bayramında kurban eti dağıtımının yanı sıra, sadaka ve hediyelerin de büyük yeri vardır. Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram namazı sonralarında cemaati sadaka vermeye teşvik etmişlerdir. Bilhassa kadınlara bu hususta ısrarlı teşviklerde bulunmuşlar ve bayramda en çok sevdikleri zinetlerinden verecekleri sadakaların, günahlarının affına vesile olacağına işaret etmişlerdir. (1)

Bayram günlerinde yiyip içmek ve ikramda bulunmak dinimizin mü'minlere tavsiye ettiği güzel vazifeler arasındadır. Hatta bayram günlerinde oruç tutmak bile haram kılınmıştır.

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir hadis-i şeriflerinde Kurban Bayramı hakkında "Teşrik günleri yemek içmek günleridir" (2) buyurmuşlardır.

Bu bakımdan namaz sonralarında getirilen teşrik tekbirleri sebebiyle "teşrik günleri" olarak adlandırılan bayram günlerinde yemek, içmek, neşelenmek, sevincini açıkça göstermek ve etrafındakilere, bilhassa çocuklara maddi-manevi ikramlarda bulunmak sünnettir.

Bayramlar neşe ve sevinç günleri olduğu için, içinde günah bulunmayan meşru oyun ve eğlencelere de izin verilmiştir. (3) Çünkü bunlar coşkunluğun ve ruh sevincinin işaretidir. Bu heyecan ve hazzm açığa vurulmasıdır.

Ancak bu sevinç gösterilerinin ve oyunların gaflet haline gelecek kadar taşkınlaşmaması lazımdır. Bayramlarda Allah'ın zikrine ve şükrüne ağırlık verilmesi bundandır.

Böylece bayram sevinci insanda ve hayatında tecelli eden nimetlere duyulan bir şükre dönüşür ve bu suretle nimetler devam edip ziyadeleşir. Çünkü "şükür nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır." (4) Halbuki gaflet dairesinde yaşanan sevinçler, geçicidir. O coşkunluk anı geçtikten sonra geride, o lezzeti kaybetmenin eleminden başka bir şey kalmaz. Bu itibarla, o lezzeti ve nimetleri ikram eden Allah'a şükredilmelidir ki, nimetlerin tükenmeyen kaynağına erişilsin ve böylece mü'min İlahi rahmetin daimi iltifatlarına mazhar olsun.

Bayram günlerinde uyulmasında büyük faydalar bulunan âdâblardan birkaçı:

Bayram sabahında erken kalkmak, gusletmek, misvak veya fırça ile dişleri temizlemek, güzel kokular sürünmek, temiz ve güzel giyinmek, olabildiğince sevinçli olmak, mü'minlere güleryüz göstermek, sadaka ve hediyeler vermek, bayram gecesini ihya etmek, evden namaz için çıkarken hiçbir şey yememek ve iftarı, kesilecek kurbanın etiyle yapmak, sokakta açıktan tekbir almak, eve dönerken camiye giderken kullandığı yoldan başka bir yolu tercih etmek, mü'minlerle bayramlaşmak ve musafaha etmek, aile fertlerini ve bilhassa çocukları hediyelerle sevindirmek, bayramın en güzel âdâbları arasındadır. Bayramın dördüncü günü ikindisine kadar bütün farz namazların sonunda teşrik tekbirleri almak da vacibdir.


20 hours ago
celal akcanwrote:
Konu: Esselamünaleyküm... İYİLİK... Birçoğumuz en son kime iyilik yaptığımızı hatırlamaz olduk. Belki de bu erdemli davranışın çarkları böylesine hızlı dönen bir dünyada çok fazla alıcısı yok. Ama daha da ilginci, bu eylemin giderek bir kötülük aracına dönüşmeye başladığıdır. Yanlış okumadınız. Kötülük için iyilik yapmak. Mümkün bu. İyilik yaparken iki üç hamle sonra bu iyiliği bir hançer gibi kullanmayı hesaplayanlar olmadığını sanmayın sakın. Peki, nasıl olur da bu kadar soylu bir davranış kalbimizdeki balans ayarının bozukluğu sonucu bir ihanet eylemine dönüşür? Önce eskilere gidelim… Bir akşam vakti Hz. İbrahim’in yaşadığı köyden geçen yaşlı bir yolcu, misafir olup geceyi geçirebileceği bir ev aradı. Hz. İbrahim’in kapısını çaldı ve kendisini misafir edip edemeyeceğini sordu. Yolcu seksen yaşındaydı ve o yaşına kadar hiç iman belirtisi göstermeden yaşamıştı. Hz. İbrahim ise kapısını çalan bu insanı Hak yoluna davet etmesinin peygamberliğinin gereği olduğunu düşünmekteydi. “Bir şartım var” dedi adama. “Senin Allah’a iman etmeni istiyorum. Kabul edersen misafirim olursun.” Adam kızdı. Kabul etmedi ve akşamın son ışıkları altında köyün ufkuna doğru ilerledi. Tam o sırada Hz. İbrahim’e ilahi uyarı geldi. “Ey İbrahim, biz o insana ömür verdik, mal verdik, evlatlar verdik, rızk verdik. Bunun karşılığında ona şart koşmadık. Ama sen kulum, ona bir gecelik misafirlik için iman etmeyi şart koştun.” Bu uyarıyla aklı başına gelen Hz. İbrahim hemen koşup adamı durdurdu ve evine çağırdı. Adam “koştuğun şarttan neden vazgeçtin?” diye sordu. Hz. İbrahim “Allah bana hiçbir karşılık istemeden ve senin iyiliğin için olsa bile şart koşmadan iyilik yapmamı emretti” karşılığını verdi. Bunun üzerine “seksen yıl bihaber yaşadığım Allah’a şimdi iman ediyorum” dedi adam. Şimdi bana, “iyi de hocam, bu eski bir mesel, zaman değişti, günümüze gelelim” diye çıkışabilirsiniz. Peki! Olay geçen Ramazan’da İstanbul Bağcılar’da yaşandı. Bir grup insan bir araya gelip fakirlere maddi yardım götürmeye koyuldu. Bir gün karşılarına çok muhtaç yaşlı biri çıktı. Ona düzenli olarak 200 TL ödemeye başladılar. Aradan bir müddet geçmişti ki, yine böyle bir başka fakire raslayıp ihtiyaçlarını sordular, yardım önerdiler. Adam reddetti: “Bana her ay birisi 100 TL ödüyor zaten.” Bunun üzerine yardımsever dostlarımız “bizi bu zatla tanıştır da çabalarımızı birleştirelim” deyince, adam onları götürdü. Karşılarına çıkan kişi, o her ay 200 TL ödedikleri yaşlı ve çok fakir adamdı. Dostlarımız şaşırdılar ve oracığa çöküp ağladılar. Evet, iyilik yürek işidir!.. Ve bildiğim bir şey varsa o da iyiliğin artık birçoğumuzun becerebileceği bir iş olmadığıdır. Metin Kondel Allahım! Tıpkı İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin herşeyden nihayetsiz derecede yüksektir.Amin! Aziz, sıddık kardeşlerim! Ruh u canımızla mübarek bayramınızı tebrik ediyoruz. İnşâallah âlem-i İslâm’ın da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i Müttefika-i İslâmiye’nin kudsî kanun-u esasiyelerinin menbaı olan Kur’an-ı Hakîm, istikbale tam hâkim olup beşeriyete tam bir bayramı getireceğine çok emareler var...Bediüzzaman Said Nursi R.a. "Ey babacığım sana ne emrediliyorsa onu yap. Allah'ın izniyle benim sabırlı ve dayanıklı biri olduğumu göreceksin."...Kurban Bayramımız mübarek olsun hayırlara vesile olur inşallah..
baki selam ve dua ile..
20 hours ago
::::::::::IYI AKSAMLAR::::::::::

“Sevgiyi biliyor muyuz?
Benim olmadığım zaman da sevmeyi?
Benden olmadığı zaman da sevmeyi?
Benim gibi olmadığı zaman da sevmeyi?
Bana benzemediği zaman da sevmeyi?
Gerçek sevgiyi demek istiyorum...
Biliyor muyuz?
Bunu sormamız gerekiyor...
Kendimize de, başkalarına da, dünyaya da...
Bunu sormamız gerekiyor”

Sevmek yada sevmeyi bilmek, önce insanın kendisiyle barışık ve kendisini sevmesiyle başlar.
Sevmek demek dünyada bir kişiyi yada sadece yakınlarını sevmek demek değildir. Sevmek dünyadaki, tüm insanları ön yargısız, beklentisiz, çıkarsız sevmektir. Sevmek kuru kuruya sevmek değil, insanların mutluluğu, huzuru ve iyiliği için çaba sarfetmektir. İnsanların insanlığa yakışır bir şekilde yaşaması, doğaya ve diğer varlıklara zarar vermeden, gelecek kuşaklara iyi bir ortam oluşturulması ve iyi bir mirasın bırakılması için taraf olmaktır. Gelecek kuşaklara kirli, lanetli topraklar değil, sağlıklı ve temiz topraklar bırakmalıyız ki, bize saygıları kalsın.

Çocuklarımızı kin ve düşmanlık duygularından uzak tutarak, insanlara, doğaya ve hayvanlara karşı saygılı olması; tüm varlıkları sevmesi, koruması, yaşatması ve gelecek nesillere sağlıkla, dostlukla, sevgiyle teslim edilebilmesi için onları eğitmek; yalandan, riyadan uzak ahlaklı ve saygılı yetiştirmek öncelikle bizim asıl görevimiz olmalıdır.

Bence, insanın anlayışlı, hoşgörülü, diğer canlı varlıklara karşı saygılı olması gerektiği gibi, kalbi de sevgi, dostluk ve barışla çarpmasıdır. İnsanlar arasında din, renk ve ırk ayrımı yapmaksızın tüm varlıkları sevmesidir. Derviş Yunus da ki, gibi “Yaratılanı sevmek yaratan’dan ötürü” ya da Mevlana’nın çağrısındaki, “Kim olursan ol gel”gibi.

Sevmek, insanın sevgisini paylaşmasıdır, gözyaşının anlamını, insanların tümünde yürek, gurur ve değişik yaradılış özellikleri olduğunu kabul edip insanları olduğu gibi sevmenin erdem olduğunu bilmesidir.

İnsan başkalarına karşı iyi- kötü bütün davranışlarında vicdanını terazi olarak kabul edip kullanması dahilinde ve her şeyi onunla ölçüp, biçip tartması halinde, kendisine yapılmasını istemediği nahoş davranışları, haksızlıkları başkalarına da yapılmasını istemez. Vicdanıyla haraket eden kişi ne başkalarının hakkına saygısızlık eder, ne de haksızca rencide eder kimseyi.

Kişinin her şeyden önce kendisine karşı dürüst ve onurlu davranması gerekir ki, başkalarına karşı dürüst ve saygılı olsun. İnsanın, insan olması bence her şeyden önce kalbini taşımaya değer bir insan olmasından geçer. Yoksa kalp yaşama fonksiyonlarını sürdürmek için atmaktan başka bir görev yüklenmez. Unutmayalım ki, insanın insan olarak hissedebileceği en gerçek duygu, sevgi ve vicdanıdır. Yaşamanın anlamı ve amacı da bu olmalıdır.

Bilgisiz cahil bırakılmış birey, toplum ya da ülkeler, ekonomik, politik olarak geri kalmış ülkelerdir. Gelişmekte olduğunu idda eden ülkelerde politik yapıları gereği, eğitim ve kültürel eğilimlere yada sağlık ve sosyal ilişkilere harcamaları son derece kısıtlıdır. Bu nedenle o ülkelerde mili kültür bilincinde de bir gelişme olmuyor ve o toplumlarda yaşayan bireyler de çoğunlukla biribirine karşı ön yargılı ve kabadır. Tartışmaların kavramını, kıvamını ayarlıyamazlar, en ufak bir olayda hemen kavga, küfür, kaba kuvete başvurup gözünü kırpmadan biribirini öldürebilirler.

Bireyleri kitap okuma ve güzel sanatlarla haşır- neşir olan toplumlar hoşgörü, anlayış, sevgi ve saygıya daha yakın toplumlardır. Altın çağ olarak bilinen dönemler sanat ve sanatçının el üstünde tutulduğu dönemlerdir. İnsanlarda sevgi, saygı, hoşgörü, aşk daha ön plandadır bu dönemlerde.

“İnsan iyiliğin kölesi” der H. Ali. İyilik de şerrinden kuşku duyulan kimselere karşı en sağlam bir sığınaktır. İnsanlara yararlı olmanın, iyilik etmenin sınırı yoktur. Himmeti yüce bir fert, başkaları için ruhunu feda etmeye kadar diğergam olabilir.

Ne varki, böyle bir civanmertliğin insan için bir erdem ve o insanda içtenlik, hasbilik (gönüllülük), niyet duruluğu olması, ırk, aşiret taasubundan uzak durması, din, mezhep, renk ayırımı yapmamasından geçer.

Sevgili dostlar şu yirmibirinci yüzyılda hala körpe beyinlere kin, düşmanlık, nefret ve kahramanlık aşılayanlara, güçsüzün hakkının ırzına geçenlere, tabiatı yok edenlere karşı, nerde olursak olalım karşı duralım. Çağımızın insanı olma gereğimizdir bu.

İki ağaç dikelim sevginin, dostluğun, barışın, gelecegin sembolü olsun. Ömür boyu hep sevelim, sevilelim ve sevginin kanatları altında mutluluğun, dostluğun, yaşamın tadını çıkaralalım. Gerçek sevginin büyüsünü bilenler hep sevgiyle kalsın. Güler yüz tatlı dil ve her şey gönlünüzce olsun...
Sevgi ve dostluk yağmurları altında hoşça kalın, dostça kalın....
21 hours ago
iremmwrote:
Yine Cabir Radiyallahü Anh buyuruyor ki;Rasûlullah Sal-lellahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
-"Allah Tealâ’nın yanında Zilhicce’nin ilk on günü kadar makbul ve fazîletli başka bir gün yoktur." Sahabe-i Kiram Radiyallahü Anh sordular:
-Ya Rasûlellah! Onun benzeri bir gün, Allah Tealâ’nın yolunda cihadda da yok mudur? Buyurdular ki:
-"Onda da yoktur. Meğer ki malıyla ve canıyla Allah Tealâ’nın yolunda cihada çıkı-yor, vuruyor, vuruşuyor ve onlardan hiçbir şeyle dönmüyor. Ancak bu hariç.
Hz. Aişe Radiyallahü Anh ise ;
-Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem zamanında bir adam vardı. Çalgıyı severdi. Ancak Zilhicce Ayı’nın hilali göründüğünde, sabahına oruçlu olurdu. Durum, Rasû-lüllah'a anlatıldı. Adamı getirdiler. Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem ona sordu:
-Bu günlerde oruç tutmana sebep nedir?" Şöyle dedi:
-Ya Rasûlellah! O günler Hac menasikinin yerine getirildiği ve Haccın yapıldığı günlerdir. Hûccac orada duâlar okurlar, istedim ki: Allah Celle Celalühu onların dua-sına beni de ortak eylesin.
Bunun üzerine Efendimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular:
-Bu on günlerde tuttuğun oruçların her bir günü için yüz köle azâdı ve o kadar da deve kurban etmek sevabı alırsın. Ve ayrıca Allah Celle Celalühu yolunda üzerine binilip savaş edilen yüz at yetiştirmeye denktir. Terviye (Zilhiccenin sekizinci günü, arefe gününden bir gün evvel) günü bin köle azadı sevabı, bin deve sadaka etmek sevabı ve bin at sefere yollamış gibi sevap kazanırsın.
-Arefe günü olunca; senin için iki bin köle azadı sevabı, iki bin deve sadaka etmiş sevabı, ikibin de Allah Celle Celalühu yolunda üzerine binilip savaşa gidilen at bağışlama sevabı verilir.
Bütün bunların dışında Arefe gününün orucu, biri geçmiş biri de gelecek senenin olmak üzere, iki senenin orucuna denktir.



Yeri gelmişken Arefe günüyle ilgili diğer rivayetlerede bakalımè





Kim Kurban Bayrami arifesinden bir gün Önce oruç tutarsa. Allâh ona Hz. Eyyûb (A.S)'un karsilastigi belâlara karsi sabrederek kazandigi sevab kadar sevab verir. Arife Günü oruç tutana da Allah, Hz. Isâ (A.S)'ninki kadar sevab verir.

Arife günü gelince, ulu Allah rahmetini saçar. Hic bir gün o günde oldugu kadar insan cehennemden âzâd olunmaz. Kim Arife günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allâh'dan bir sey isterse, Allâh onun dilegini karsilar. Arife Günü tutulan oruç hem geçmis ve hem de gelecek senenin günâhlarina kefaret olur.

Arefe günü: Kurban bayramindan birönceki gün. Efendimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem "O gün oruçlu olan kimsenin, biri geçmis, biri de gelecek iki senelik günahlarinin tamamen magfur olacagini Cenab-i Allah'tan ümid ederim" buyurmuştur.

Önemle unutulmaması gereken bir konuda è

Vacib Tekbir’ler: Arefe gününün sabah namazinin farzindan, Kurban Bayrami’nin dördüncü günü Ikindi Namazi’na kadar; farzlardan sonra 1 kere söylenir.

Nasıl okunurè "Allahüekber Allahüekber, Lâ ilâhe illallahu Allahüekber, Allahüekber ve lillahil hamd" Die.

Sadakaya dikkat ediyoruz azcık cömert olun.

Kazandığımızı yanımızda götürmeyecez ,mal varlığıyla gömülenler biliyosunuzki sadece firavunlar

Onlarda pek memnun diil ki uyanıp uyanıp filmlere konu oluyolar JJ

Bakınız èMumya JJ

Dağıtın ark lar yani siz kıyamıyosanız bana gönderin ben dağıtırım. J

Babam gibi “para kazanmak zor” felsefesi yapmayın bana hade JJ

Sonra bol bol =

Tesbih: SübhanALLAH,
Tahmid: Elhamdülillah,
Tehlil: La ilahe illALLAH,
Tekbir: ALLAHü ekber, diyorus.

Sonraaa;

100 istigfar,

100 Salâvat-i Serîfe,

1000 Ihlâs-i Serîf, [okuyanın her ne isteği var ise kabul olunur.]

100 defa

"Lâ ilahe illallahü vahdehu lâ serikeleh lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli sey’in kadiyr"

Dua etmeyi unutmuyosunuz tabe neydi ;

Bütün dünyadaki zulum gören kardeşlerimiz için özellikle.

Sağlık isteyin ark lar,Özellikle hemde.

Dua emanet eden kardeşlerimizin duaları için diyiverin.

Açlık çekenler için ,

susuzluk çekenler için.

Nese bişi unutmamışımdır inş ,kaçıyorum şimdi.

Zilhiccede affedilmemiz dileğiyle....
hayırlı geceler melekler yelpazelesinler sizi yaradana emanet olun
22 hours ago
NAZOwrote:
İYİ AKŞAMLAR CELAL ABİCİĞİMMMMMMMMMMMMMMM
AHADA BURDAYIMMMMMM.. GELDİMMMMMM....

Müsait Olunca Beni Sever misin ?

İçeri girer girmez neşeyle bağırdı:
-Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
- Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum.
Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.
Herşey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda... Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu.
Nerelere gitseydi? Annesi kapattı telefonu.
Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti:
-Sana yardım edeyim mi ? dedi, en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı:
-Hayırdır? Bir yaramazlık mı var? Bak bir de seninle uğrasmayayım. Çok yorgunum zaten.
Yorgunluk nasıl bir şeydi ? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır :
-'Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni..'
diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.
Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, neden annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.
-Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.
-Uykuya dalayım da, gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum.
Bu kelimeden nefret ediyordu.'Yorgunum, yorgun olduğumdan, böyle yorgunken'....
-Anneciğim sen yorulma, diye...
-Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz.
Hani siz yoruluyorsunuz ya...Eeee....Bende oynamaktan yoruluyorum. Ne yapayım bilmem?
Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı.
Işıklar söndü birden.
Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.
-Mum da yok! diye diye karıştırdı dolapları el yordamıyla.
Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasınınışığında deli tavşan masalını anlatışını.
Deli tavsanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak
tavşan kafası yaptı.
''Bak deli tavşan'' diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür
dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü minik avuçların açılmsıyla kayboldu. Kolu yavaşça
kanepeden aşağı sarktı.
Sonra ışıklar geldi.
Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti. Birden kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.
Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.
Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.
Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşcasına aralanan gözleriyle mırıldandı;
- İşin bitince beni sever misin anne? dedi.
Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.

sevgimizi yarınlara ertelemeyelim.
23 hours ago
Semra ...wrote:




Those who oppose (the Command of) Allah and His Messenger will be among those most humiliated.Allah has decreed: "It is I and My Messengers who must prevail": for Allah is Strong, Mighty.

Los que se oponen a Alá y a Su Enviado estarán entre los más viles.Alá ha escrito: "Venceré, en verdad! Yo y Mis enviados!" Alá es fuerte, poderoso.

Ceux qui s'opposent à Allah et à Son messager seront parmi les plus humiliés.Allah a prescrit: "Assurément, Je triompherai, moi ainsi que Mes Messagers". En vérité Allah est Fort et Puissant.

Sabei que aqueles que contrariam Deus e o Seu Mensageiro contar-se-ão entre os mais humilhados.Deus decretou: Venceremos, Eu e os Meus mensageiros! Em verdade, Deus é Poderoso, Fortíssimo.

In verità, coloro che si oppongono ad Allah e al Suo Inviato saranno fra i più umiliati.Allah ha scritto: « Invero vincerò, Io e i Miei messaggeri». In verità Allah è forte, eccelso.

Fürwahr jene, die sich Allah und Seinem Gesandten widersetzen, werden unter den Niedrigsten sein.Allah hat verordnet: Sicherlich werde Ich obsiegen, Ich und Meine Gesandten. Wahrlich, Allah ist stark, allmächtig.

Allah'a ve resulüne kafa tutanlar en aşağılık kişiler arasındadırlar.Allah, "Ben ve resullerim mutlaka galip geleceğiz!" diye yazmıştır. Allah çok güçlüdür, Azîz'dir.

QURAN /58 - Mücadele /20-21



Hi lovely friend!

Thank you for your comment,have a lovely day, take care!

ALLAH bless you.

1 day ago
Sayfama gösterdiğiniz ilgiye teşekkürler. Afiyet olsun. İyi günler.
1 day ago
Büyük Vebâl: Kul Hakkı!

Kul hakkı bir büyük borç, büyük leke sîmaya
Dedikodu, iftira, gıybet düşmesin dile
Farazî düşünceler asla gelmez imaya
Hepsi bir cüz şeytan’dan; bir entrika, bir hîle.

Gıybet: bir kardeşinin çiğ etini yemektir
İftira: lekelemek; kurşun sıkmak demektir
Dedikodu: huzuru bozmak için emektir
Gerek var mı dikeni sardırmak gonca güle?

Ne diyordu erenler: - lâl dillere hece ol
- Kusurları örtmeğe bir karanlık gece ol
- Bırak böbürlenmeği, tevazuyla yüce ol
- İfşa etme dostunu, maskara etme ele !

Nedir paylaşılmayan, nedir bu kısır döngü?
Bizler âdemoğluyuz, biri; birinin dengi
Çeşit çeşit olsak da rengimiz fâni rengi
Değer mi bunca öfke ölümü bile bile.

Nefsim! Silkelen artık; yolun sonu görüldü
Senin çekmelerinle huzur hattı gerildi
Sanma ki ölümsüzlük sana pâye verildi
Ya tövbe et, ya katlan; sonun bir büyük çile !...
1 day ago
iremmwrote:
Bir zamanlar, her seyden surekli sikayet eden; her gun hayatinin ne
kadar berbat oldugundan yakinan bir kiz vardi.
Hayat, ona gore, cok kotuydu ve surekli savasmaktan, mucadele
etmekten yorulmustu.
Bir problemi cozer cozmez, bir yenisi cikiyordu karsisina. Yine kizin
bu yakinmalari karsisinda, meslegi ascilik olan babasi ona bir
hayat dersi vermeye niyetlendi.
Bir gun onu mutfaga goturdu Uc ayri cezveyi suyla doldurdu ve atesin
uzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya baslayinca, bir cezveye
bir patates, digerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve cekirdeklerini
koydu..
Daha sonra kizina tek kelime etmeden, beklemeye basladi.
Kizi da hicbir sey anlamadi, bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda
karsilasacagi seyi gormeyi bekliyordu. Ama o kadar sabirsizdi ki,
sizlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya basladi.
Babasi onun bu israrli sorularina cevap vermedi.
Yirmi dakika sonra, adam, cezvelerin altindaki atesi kapatti.
Birinci cezveden patatesi cikardi ve bir tabaga koydu.
Ikincisinden yumurtayi cikardi, onu da bir tabaga koydu.
Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana bosaltti. Kizina donerek
sordu:
Ne goruyorsun ?
Patates, yumurta ve kahve ? diye alayli bir cevap verdi kizi.
Daha yakindan bak bir de dedi baba, patatese dokun. Kiz denileni
yapti ve
patatesin yumusamis oldugunu soyledi.
Ayni sekilde, yumurtayi da incele. Kiz, kabugunu soydugu yumurtanin
katilastigini gordu.
Sonunda kizinin kahveden bir yudum almasini soyledi.
Soylenileni yapan kizin yuzune, kahvenin nefis tadiyla bir gulumseme
yayildi.
Ama yine de butun bunlardan bir sey anlamamisti:
Butun bunlar ne anlama geliyor baba ?
Babasi, patatesin de, yumurtanin da, kahve cekirdeklerinin de ayni
sikintiyi yasadiklarini, yani kaynar suyun icinde kaldiklarini
anlatti.
Ama
her biri bu sikinti karsisinda farkli tepkiler vermislerdi.
Patates daha once sert, guclu ve tavizsiz gorunurken, kaynar suyun
icine
girince yumusamis ve gucten dusmustu.
Yumurta ise cok kirilgandi; disindaki ince kabugun icindeki siviyi
koruyordu. Ama kaynar suda kalinca, yumurtanin ici sertlesmis
katilasmisti.
Ancak, kahve cekirdekleri bambaskaydi. Kaynar suyun icinde kalinca,
kendileri degistigi gibi suyu da degistirmislerdi ve ortaya tamamen
yeni
bir sey cikmisti.
Sen hangisisin? diye sordu kizina. Bir sikinti kapini caldiginda
nasil
tepki vereceksin?
Patates gibi yumusayip ezilecek misin?
Yumurta gibi kalbini mi katilastiracaksin ?
Yoksa, kahve cekirdekleri gibi, basina gelen her olayin duygularini
olgunlastirmasina ve hayatina ayri bir tat katmasina izin mi
vereceksin ?
SİZLERE KAHVE TADINDA BIR YASAM DILEĞIYLE

HAYIRLI GÜNLER ALLAHIN RAHMET BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN RABBİM SİZ VE BÜTÜN SEVDİKLERİNİZİ ŞU MÜBAREK GÜNLERİN HATRINA VERİPTE SEVDİĞİ CENNETİNE KABUL EDENLERDEN EYLESİN UMARIM BACINIZADA DUALARINIZDA YER VERİRSİNİZ RABBİM BÜTÜN DUALARINIZI HAYIRLISIYLA KABUL ETSİN İNŞALLAH AMİN AMİN AMİN
****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...
GÜZEL NOTUNUZİÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM MÜMKÜNSE DOSTLARIMLA İÇİLEN KAHVEYİ TERCİH EDERİM
1 day ago